6 Ekim 2026

Türk Hakemliğinde Güven Krizi Derinleşiyor

Futbolda adalet duygusunu ayakta tutan temel unsur, kararların yalnızca doğru olması değil, tarafsız ve denetlenebilir bir yöntemle alınmasıdır. Merkez Hakem Kurulu hakkında yürütülen soruşturma kapsamında ortaya çıkan yazışmalar ise bu ilkenin ciddi biçimde tartışılmasına yol açtı.

Soruşturma dosyasına yansıyan mesajlarda, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu ile aktif hakem Yasin Kol arasında maç hakemleriyle VAR ve AVAR görevlendirmelerinin konuşulduğu görülüyor. Kayıtlarda, bazı isimlerin önerildiği, listelerin değerlendirildiği ve değişiklik taleplerine ilişkin karşılıklı görüş alışverişi yapıldığı aktarılıyor.

Dosyaya Giren Mesajlar Neyi Tartışmaya Açtı?

Hakem ve video yardımcı hakem atamalarının belirli ölçütlere dayanması beklenir. Hakem performansları, gözlemci raporları, görev dağılımı ve ilgili kurallar bu sürecin temelini oluşturmalıdır. Görev alacak isimlerin, doğrudan görevde bulunan bir hakemin tercihiyle şekillenmesi ise sistemin bağımsızlığı konusunda soru işaretleri doğurur.

İddialara göre Yasin Kol, içinde kendi adının da bulunduğu bir hakem listesini MHK Başkanına iletti ve kararın nasıl uygun görülürse öyle verilmesini istedi. Yazışmaların devamında bazı isimler üzerinde değişiklik yapılmasının konuşulduğu, Özgür Yankaya’nın VAR görevlendirmesiyle ilgili olarak da tercih sorulduğu belirtildi.

“Özgür’ün yanına AVAR’ı kim olsun istersin?”

Dosyada yer aldığı aktarılan bu soruya, “Başkanım Atilla olsun” yanıtının verildiği ifade ediliyor. Başka kayıtlarda ise “Atilla VAR, Özgür abi AVAR olsun” şeklinde bir görev dağılımının konuşulduğu aktarılıyor.

Bu yazışmaların hukuki anlamı, soruşturmanın ve yargı sürecinin sonucuyla netleşecektir. Yasin Kol’un suçlamaları kabul etmediği ve henüz kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı da göz ardı edilmemeli. Ancak belgelerin kamuoyunda yarattığı rahatsızlık, yalnızca hukuki sorumluluk tartışmasından kaynaklanmıyor; asıl sorun, atama sistemine duyulan güvenin sarsılması.

Taraftar Neden “Şüphelerimiz Boşuna Değilmiş” Diyor?

Hakem kararları, Türk futbolunda uzun süredir maç sonralarının değişmez gündemlerinden biri. Bir kulüp kararın aleyhine olduğunu savunuyor, rakip takım bunu mazeret olarak nitelendiriyor ve tartışma kısa süre içinde yeni bir karşılaşmanın gündemine taşınıyor.

Bu kez tartışmanın merkezinde tek bir pozisyon değil, kararları oluşturan mekanizmanın nasıl işlediği bulunuyor. Atamaların kapalı görüşmelerle şekillendiği izlenimi, yıllardır dile getirilen kuşkuları daha da büyütüyor. Taraftar açısından mesele, belirli bir kulübün lehine ya da aleyhine karar verilmesinden önce, aynı kuralların herkes için uygulanıp uygulanmadığıdır.

Federasyon yönetimine yönelik eleştiriler de bu nedenle arttı. Uzun süre mevcut yönetime destek veren bazı isimlerin, yaşanan gelişmeler karşısında önceki tutumlarını sorguladığı görülüyor. Eski hakem ve yorumcu Ahmet Çakar’ın yaptığı açıklamalarda, yönetimin göreve gelişindeki desteği nedeniyle pişmanlık duyduğunu belirtmesi ve Galatasaray-Kasımpaşa karşılaşmasının son dakikasındaki penaltıyı örnek göstermesi, krizin kamuoyundaki boyutunu ortaya koydu.

Kulüplerin Baskısı ve Federasyonun Sınavı

Kulüpler de sürecin dışında kalmadı. Beşiktaş Başkanı Dursun Özbek, Türkiye Futbol Federasyonunun kamuoyuna açık ve hızlı bir açıklama yapması gerektiğini savundu. Kulüpler Birliği Vakfının toplantısında ise özellikle bahis iddiaları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilen yöneticilerin durumu değerlendirildi.

Alt liglerde yer alan bazı kulüp başkanları ve yöneticilerinin olağanüstü seçim çağrılarına destek verdiği yönündeki kulis bilgileri, baskının yalnızca üst düzey kulüplerle sınırlı olmadığını gösteriyor. Kulüplerin ortak bir tavır geliştirmesi durumunda federasyon yönetiminin karar alanı daha da daralabilir.

Federasyon tarafından yeni MHK’nin oluşturulmasına yönelik çalışmaların sürdüğü ve geçici bir kurul kurulduğu açıklandı. Bununla birlikte Riva’da yapılması beklenen olağanüstü toplantının ertelenmesi, krizi yatıştırmak yerine yeni tartışmalar doğurdu. Toplantının, federasyon başkanının UEFA görüşmeleri için İsviçre’ye gidecek olması gerekçesiyle cuma gününe bırakıldığı bildirildi.

Başkan İbrahim Hacıosmanoğlu ise Türk futbolunda yaklaşık otuz yıldır biriken sorunların tamamının kendi yönetimine yüklenemeyeceğini belirterek görevinden ayrılmayacağını açıkladı. Buna karşılık eleştirilerin temelinde geçmişten kalan problemler kadar, mevcut yönetimin tartışmalı MHK yapısını göreve getirmiş olması da bulunuyor.

Güveni Yeniden Kurmak İçin Ne Yapılmalı?

Hakem camiasında yaşanan moral kaybı, krizin en az konuşulan ancak en ağır sonuçlarından biri. Kurallara bağlı biçimde görev yapan çok sayıda hakem, birkaç kişi hakkındaki iddialar nedeniyle aynı şüphe ortamının içine çekiliyor. Bu nedenle soruşturmanın kişisel suçlamalarla sınırlı kalmadan, sistemin tamamını aydınlatması gerekiyor.

Çözüm için öncelikle atama kriterleri açık biçimde yayımlanmalı ve her görevlendirmenin hangi ölçütlerle yapıldığı denetlenebilir hale getirilmeli. VAR konuşmalarının, kişisel veriler ve güvenlik gerekleri korunarak belirli bir süre sonra kamuoyuna sunulması da şeffaflığı artırabilir.

MHK’nin federasyon yönetiminden etkilenmeyecek bir yapıya kavuşturulması, görev sürelerinin güvence altına alınması ve atamalara dışarıdan müdahale iddialarını inceleyecek bağımsız bir denetim mekanizması kurulması gerekiyor. Aksi halde yalnızca isimler değişir; aynı güvensizlik, başka yöneticiler ve başka hakemler üzerinden yeniden ortaya çıkar.

Yazışmalarla başlayan tartışmanın nasıl sonuçlanacağı, soruşturmanın kapsamına ve federasyon yönetiminin alacağı kararlara bağlı. Türk futbolunun ihtiyacı yeni bir polemik değil; açık kurallar, bağımsız denetim ve herkesin güvenebileceği bir hakemlik düzenidir.